Selçuk İnan: “Galatasaray taraftarlarının beni karşılamaması konusunda canları sağ olsun”

Trendyol Süper Lig'in yirmi dokuzuncu haftasında oynanan zorlu mücadelede Kocaelispor, deplasmanda Galatasaray ile 1-1 berabere kalarak kritik bir puan aldı. Teknik Direktör Selçuk İnan, eski takımına ve taraftarlara duygusal mesajlar verdi. Süper lig maratonunda haftanın …

Trendyol Süper Lig'in yirmi dokuzuncu haftasında oynanan zorlu mücadelede Kocaelispor, deplasmanda Galatasaray ile 1-1 berabere kalarak kritik bir puan aldı

blank
Paylaş

Trendyol Süper Lig’in yirmi dokuzuncu haftasında oynanan zorlu mücadelede Kocaelispor, deplasmanda Galatasaray ile 1-1 berabere kalarak kritik bir puan aldı. Teknik Direktör Selçuk İnan, eski takımına ve taraftarlara duygusal mesajlar verdi.

Süper lig maratonunda haftanın en dikkat çeken taktik savaşı

Futbol, sadece yeşil saha üzerinde yirmi iki oyuncunun fiziksel bir mücadelesi değil, aynı zamanda teknik direktörlerin saha kenarından yönettikleri derin bir taktiksel satranç oyunudur. Türkiye’nin en üst düzey futbol organizasyonu olan Trendyol Süper Lig arenasında, şampiyonluk yarışının ve ligde kalma mücadelesinin en keskin virajlarından biri olan yirmi dokuzuncu hafta, takımların hata yapma lüksünün sıfıra indiği bir periyottur. Bu zorlu haftanın en dikkat çekici eşleşmelerinden biri, şampiyonluk parolasıyla sahaya çıkan Galatasaray ile ligin saygın ve dirençli ekiplerinden Kocaelispor arasında RAMS Park’ın o bilindik yoğun atmosferinde oynandı. Karşılaşmanın 1-1’lik eşitlikle sona ermesi, kağıt üzerindeki favori etiketlerinin yeşil sahada her zaman karşılık bulmadığının ve doğru bir taktiksel kurgunun her türlü kadro kalitesine karşı direnebileceğinin en net ispatı oldu. Deplasman ekibinin sahaya yansıttığı kompakt oyun anlayışı, bloklar arası mesafenin dar tutulması ve rakibin oyun kurucularına yapılan amansız pres, maçın kilit noktalarını oluşturdu.

Müsabakanın ardından düzenlenen basın toplantısında, saha içindeki bu taktiksel disiplini ve oyuncularının gösterdiği üstün eforu değerlendiren Kocaelispor Teknik Direktörü Selçuk İnan, alınan bir puanın ardındaki büyük emeğe dikkat çekti. İki takımı da tebrik ederek sözlerine başlayan İnan, “Sahada güzel bir mücadele vardı. İki takım futbol oynamaya çalıştı. Maç berabere bitti. Aldığımız 1 puandan ötürü oyuncularımı tebrik ederim. Çok iyi mücadele ettiler. Böyle bir zamanda Galatasaray’a karşı oynamak kolay değil. Çok mücadele ettiler. Emeklerinin karşılığını da aldılar” diye konuştu. Bu açıklamalar, özellikle sezonun bu kritik döneminde, taraftar baskısının en yoğun olduğu deplasmanlardan birinde alınan puanın, takımın mental dayanıklılığını (resilience) ne kadar yukarı taşıdığını göstermektedir. Ev sahibi ekibin topa daha fazla sahip olma ve oyunu rakip yarı alana yıkma stratejisine karşı, yeşil-siyahlı ekibin savunma geçişlerindeki kusursuz yerleşimi ve hızlı kontra ataklarla rakip kalede yarattığı tehditler, modern futbolun savunma sanatının başarılı bir örneği olarak kayıtlara geçmiştir.

Efsane kaptanın eski yuvasına teknik direktör olarak dönüşü

Dünya futbol tarihinde, kulüplerinin efsanesi olmuş, kaptanlık pazubendini yıllarca gururla taşımış ve sayısız kupa kaldırmış figürlerin, yıllar sonra o çimlere rakip takımın teknik direktörü olarak ayak basmaları her zaman büyük bir dramaturji barındırır. Galatasaray formasıyla geçirdiği uzun yıllar boyunca orta sahanın maestrosu olarak anılan, kazanılan sayısız şampiyonlukta başrol oynayan Selçuk İnan için RAMS Park deplasmanı sıradan bir lig maçından çok daha fazlasını ifade ediyordu. Bir futbolcunun gençlik yıllarını, kariyerinin zirvesini ve en unutulmaz anılarını geçirdiği stadyuma, başka bir armanın başarısı için ter döken bir teknik adam olarak dönmesi, son derece ağır bir psikolojik yük ve profesyonellik testi gerektirir. Saha kenarında dururken, bir zamanlar adının haykırıldığı tribünlere bakmak ve aynı zamanda mevcut takımının menfaatleri için tamamen konsantre olmak, üst düzey bir duygusal zeka (EQ) gerektirmektedir.

Basın toplantısında bu ağır duygusal atmosfere değinen tecrübeli çalıştırıcı, eski kulübüne duyduğu aidiyet hissini büyük bir şeffaflıkla dile getirdi. Galatasaray’ın stadına her geldiğinde farklı duygular beslediğini belirten Selçuk İnan, “Burası benim için önemli, kıymetli. Hayatımın çok önemli anlarını burada yaşadım. Düzgün oldum, mütevazı oldum, yine de gerçekler var. Bu sahada en çok maça çıkan oyuncuyum belki de, en çok kupa kazanan oyuncuyum, en çok kaptan olan, en çok gol atan orta saha belki de, en çok asist yapan. 15 kupa kazandım. Bunlar çok kolay başarılar değil. Bunları başarırken hep bu Selçuk İnan’dım yine. Birçoğunuzun beğenmediği, sessiz kaldığımda eleştirdiniz. O zaman da şu anki karşınızdaki Selçuk İnan’dım. Yine öyle olacağım. Düzüm, ne olursa olsun haksızlığa gelmem. Kimsenin hakkını yemem, yemedim. Hiç kimseye saygısız yapmadım. Ne kadar bulmaya çalışsanız da yine de belki biraz üzüyorsunuz beni ama yine doğru bildiğim yoldan gidiyorum. Çok bunlara girmek istemiyordum. Ahlaklı olmak başka bir şey, düz olmak başka bir şey” ifadelerini kullandı. Bu sözler, oyuncu kökenli teknik adamların geçmişteki başarılarının, bugünkü kariyerlerinde onlara hem bir referans hem de aşılması gereken görünmez bir gölge olduğunu ortaya koymaktadır.

Futbol ikliminde taraftar psikolojisi ve vefa duygusunun yeri

Futbol kulüpleri, sadece şirketler veya spor takımları değil, aynı zamanda milyonlarca insanın etrafında birleştiği devasa sosyolojik yapılardır. Bu yapıların en temel dinamiklerinden biri olan taraftar psikolojisi, çoğu zaman rasyonaliteden uzak, anlık duygularla ve rekabetin getirdiği yüksek tansiyonla şekillenir. Bir zamanlar omuzlarda taşınan, forması en çok satılan ve posterleri duvarları süsleyen kulüp efsaneleri, gün gelip rakip takımın başında sahaya çıktıklarında, tribünlerin reaksiyonu vefa ile rekabet arasında sıkışıp kalır. RAMS Park’ta oynanan müsabaka öncesinde ve sırasında Galatasaray taraftarının eski kaptanlarına yönelik sergilediği tutum, futbolun bu acımasız ancak bir o kadar da doğal olan hafıza kaybının bir yansımasıdır. Tribünler, doksan dakika boyunca sadece kendi takımlarının galibiyetine odaklanarak, geçmişin romantizmini bir kenara bırakmışlardır.

Ancak gerçek efsaneler, tribünlerin bu anlık reflekslerine karşı geliştirdikleri olgun tutumlarla büyüklüklerini kanıtlarlar. Kendisine yönelik olası tepkileri veya karşılanmama durumunu büyük bir sükunetle göğüsleyen Selçuk İnan, futbolun doğasındaki bu duygusal dalgalanmaları kabullendiğini gösterdi. Genç teknik adam konuyla ilgili olarak, “Galatasaray taraftarı bana nasıl davranırsa davransın başımın üstünde. Onları yargılayamam. Ben onları hep sevdim, saygı duydum. Hayatımın bundan sonraki her anında onları sevmeye ve saygı duymaya devam edeceğim. Çünkü ben buyum. Hiçbir kötüye çekmeye uğraşmayın. Galatasaray’da uzun yıllar kaldım. Bütün hayatımla buraya verdim. Şimdi Kocaelispor’dayım. Onlar için çalışıyorum, emek veriyorum. Hiçbir kötü şeyin arkasından gitmedin, gitmeyeceğim. Yanlışlar gördüm, tepkimi koydum ama siz bunu görmedeniz, görmeyeceksiniz de. Galatasaray taraftarlarının beni karşılamaması konusunda canları sağ olsun. Onlar içinden ne geliyorsa onu yapsınlar. Ben hayatım boyunca içimden ne geliyorsa öyle davrandım. Bundan sonra da bu Selçuk İnan, bu şekilde davranmaya devam edecek” şeklinde konuştu. Bu olgunluk, hem çalıştığı kulüp olan Kocaelispor camiasına duyduğu profesyonel saygının hem de geçmişine duyduğu minnetin kusursuz bir sentezidir.

Kadro mühendisliği ve bütçe farklılıklarının sahaya yansıması

Modern futbol endüstrisinde, kulüpler arasındaki en büyük uçurum genellikle sahip olunan kadro değerleri ve oyuncu maaş bütçelerinde kendini göstermektedir. Şampiyonluğa oynayan takımlar, uluslararası yıldızları barındıran geniş ve maliyetli rotasyonlara sahipken, lige yeni yükselmiş veya sınırlı kaynaklarla mücadele eden takımlar, bu dezavantajı takım ruhu, taktiksel sadakat ve üst düzey fiziksel kondisyon ile kapatmak zorundadırlar. 16 yıllık uzun ve meşakkatli bir hasretin ardından yeniden ait olduğu Süper Lig sahnesine dönen Kocaelispor, bu yapısal zorlukları en derinden hisseden kulüplerin başında gelmektedir. Yeşil-siyahlı ekip, şöhretli isimlerden ziyade, sisteme inanan ve sahada birbirinin açığını kapatan bir oyuncu grubuyla var olma mücadelesi vermektedir. Galatasaray gibi her mevkisinde uluslararası tecrübeye sahip oyuncular bulunduran bir deve karşı deplasmanda başa baş bir oyun sergilemek, kadro mühendisliğinin ve motivasyonun zaferidir.

Basın toplantısında iki takım arasındaki bu devasa güç farkına dikkat çeken ancak hiçbir zaman bunu bir mazeret olarak sunmayan Selçuk İnan, hedefler olmadan yaşanmadığını ifade etti. Yeşil-siyahlıların teknik direktörü, “Çok zor şartlar altında bu takım kuruldu. 16 yıl sonra geldi. Buraya sahaya çılan 11’i neredeyse maaş bütçesi büyük takımlarda oynayan oyuncuların 1 oyuncusuna denk geliyor. İşimiz kolay değil. Artık çok daha zor. Bizim işimiz bu zoru başarmak. En azından o mücadeleyi göstermek. Kocaelispor bunu başarabilecek güçte. Ne olursa olsun taraftarımız takımlarını yalnız bırakmasınlar. Oyunculara destek olsunlar. Onlar bizim için bir güç. Onlardan isteyeceğim; bugüne kadar yaptıkları gibi yine destek olsunlar. Bizim için yeter” değerlendirmesinde bulundu. Bu ifadeler, sahadaki mücadelenin salt bir futbol maçı olmadığını, aynı zamanda bir şehrin, bir camianın varoluş direnişi olduğunu vurgulamaktadır. Sahaya çıkan on bir oyuncunun, rakibin tek bir yıldızının maliyetine denk gelmesi gerçeği, alınan 1-1’lik beraberliğin değerini sportif açıdan kat kat artırmaktadır.

Modern futbolda yedek kulübesinin ve oyuncu değişikliklerinin gücü

Günümüz futbolunda, beş oyuncu değişikliği hakkının kalıcı hale gelmesiyle birlikte, oyunun kaderi sadece sahaya çıkan ilk on birlerle değil, yedek kulübesinden gelen oyuncuların yarattığı etkiyle belirlenmektedir. Maçların son yarım saatlik dilimi, fiziksel yorgunlukların arttığı, taktiksel disiplinlerin esnediği ve savunma blokları arasında boşlukların doğduğu en kritik anlardır. Teknik direktörlerin bu anlarda oyuna dahil ettikleri oyuncuların profili, maçın gidişatını doğrudan değiştirme gücüne sahiptir. Galatasaray karşısında oyunun belirli bölümlerinde kendi yarı alanında savunma yapmak zorunda kalan Kocaelispor, oyunu rakip yarı alana yıkmak, uzun topları indirebilmek ve ileride top tutabilmek adına “hedef santrfor” (target man) özelliklerine sahip bir oyuncuya ihtiyaç duymuştur. Bu noktada yapılan teknik hamle, müsabakanın skorunu belirleyen en önemli faktör olmuştur.

Maça sonradan girerek takımına hayat veren ve fileleri sarsan tecrübeli golcü Bruno Petkovic’in performansı, nokta atışı bir oyuncu değişikliğinin kusursuz bir örneğidir. Maç eksiği bulunmasına rağmen kalitesini konuşturan Petkovic için özel bir parantez açan Selçuk İnan, “Petkovic bizim önemli bir oyuncu. Bu maçları oynamayı bilen bir oyunculardan biri. Hazır değil. Bizimle 3 antrenmana çıktı. Girdi, kalitesini gösterdi” dedi. Kaliteli bir forvet oyuncusunun, fiziksel olarak tam kapasitede olmasa dahi, pozisyon bilgisi, vücut kullanımı ve bitiricilik yeteneği ile ne denli ölümcül olabileceği bu maçta bir kez daha kanıtlanmıştır. Petkovic’in oyuna girişi, sadece skor tabelasını değiştirmekle kalmamış, aynı zamanda takım arkadaşlarının savunmadan çıkışlarında onlara güvenli bir pas istasyonu sunarak Galatasaray baskısının kırılmasına da yardımcı olmuştur. Bu hamle, kenar yönetiminin maçı ne kadar doğru okuduğunun belgesidir.

Lig yarışında kalan haftalar için taktiksel ve mental planlamalar

Süper Lig maratonunda yirmi dokuzuncu haftanın geride kalmasıyla birlikte, artık her puanın altın değerinde olduğu, telafisi olmayan final haftalarına girilmiş bulunmaktadır. Galatasaray deplasmanından çıkarılan bu kritik bir puan, Kocaelispor camiası için sadece matematiksel bir kazanç değil, aynı zamanda gelecek haftalar için devasa bir moral ve özgüven kaynağıdır. Şampiyonluk adaylarından birine karşı, onun en güçlü olduğu stadyumda kafa tutabilmek, takım içindeki inanç bağlarını güçlendiren, oyuncuların birbirlerine ve teknik heyete olan güvenini perçinleyen eşsiz bir katalizördür. Özellikle dar rotasyonlu takımların, bu tür maçlardan hasarsız çıkması, kalan haftalardaki fikstür avantajlarını değerlendirebilmeleri adına hayati bir önem taşır.

Diğer taraftan ev sahibi Galatasaray için bu beraberlik, şampiyonluk yarışındaki diğer rakipleriyle olan puan farkının kapanma riskini doğurmuş ve takım üzerinde yeni bir psikolojik baskı yaratmıştır. Futbolda şampiyonluklar, genellikle bu tür sürpriz puan kayıplarının ardından gösterilen reaksiyonlarla kazanılır veya kaybedilir. Selçuk İnan yönetimindeki Körfez ekibi, rakibinin oyun planını doğru analiz etmiş, kanat organizasyonlarını başarıyla kilitlemiş ve merkezden atılan kilit paslara (key passes) karşı orta sahayı kalabalık tutarak geçit vermemiştir. Gelecek haftalarda bu taktiksel disiplinin sürdürülmesi, yeşil-siyahlı ekibin ligdeki kalıcı konumunu garantileyecek en büyük silahı olacaktır. Doksan dakikanın sonunda ortaya çıkan tablo; paranın, şöhretin ve stadyum baskısının, doğru bir taktiksel inanç ve bitmek tükenmek bilmeyen bir mücadele azmi karşısında her zaman galip gelemeyeceğinin evrensel futbol gerçeğini bir kez daha tüm spor kamuoyuna hatırlatmıştır.

 

blank

Leroy Sane bu sezonki 7. golünü attı

Prev
blank

Kayserisporlu Semih Güler: “Acilen toparlanmalıyız”

Sonraki
Updates, No Noise
Updates, No Noise
Updates, No Noise
Stay in the Loop
Updates, No Noise
Moments and insights — shared with care.
Faizsiz Ev & Araba