Fenerbahçe Başkan Adayı Aziz Yıldırım, İstanbul Kuyumcular Odası’ndaki kahvaltı programında yaptığı açıklamalarla seçim sürecine ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.
Yıldırım’ın seçim mesajı: “Bu akan kanı biz durduracağız”
Fenerbahçe Başkan Adayı Aziz Yıldırım, 6-7 Haziran tarihlerinde gerçekleştirilecek olağanüstü seçimli genel kurul öncesinde seçim çalışmalarını hız kesmeden sürdürüyor. İstanbul Kuyumcular Odası’nda düzenlenen kahvaltı programına katılan Yıldırım, burada sarı-lacivertli camiayı doğrudan ilgilendiren önemli açıklamalar yaptı.
Yıldırım, Fenerbahçe’nin son yıllardaki kötü gidişatını tersine çevirebilecek tek ismin kendisi olduğunu güçlü bir dille vurgulayarak şunları söyledi:
“Fenerbahçe 4 yıl benimle, 4 yıl da ben ve arkadaşlarımdan sonra istenen başarılı istikrarı yakalayamadı. Toplamda Fenerbahçe tarihinde olmayan bir durum. En fazla 7 sene, 1989-1996 yılları arasında şampiyon olamadığı süre vardı. Diğer yıllarda 3-4 senede şampiyonlukları var. Fenerbahçe öyle bir noktaya geldi ki rakipleriyle baş edecek pozisyonda değil çünkü güçlü yönetimleri yok. Para her şey değil, para her şeyi çözmez. Paranın yanında akıl da olması lazım. Aklın verdiği güç olması lazım. Bunlar bir araya gelirse değer olur. Biz bu sene eğer şampiyon olamazsak uzun yıllar şampiyon olamayız. Onu da halledecek, çözecek tecrübedir. Tecrübe olmazsa çözülmez. Onun için yola çıktık. Ben 1 yıl başkanlık yapacağım. Bana ne kazandırır? Yönetimdeki arkadaşlarıma ne kazandırır? 1 yıl sonra yine seçim var. Eğer biz başarılı olamazsak, herhangi bir problem yaşarsak 1 sene sonra yapılacak seçimde zaten oy vermezsiniz. Biz bütün bu riskleri aldığımıza göre; inanıyoruz ki bu akan kanı biz durduracağız. Bizden başka kimse durduramaz.”
Bu sözleriyle Yıldırım, bir yıllık görev süresini adeta bir performans taahhüdü olarak önüne koydu. Başarısızlık halinde bir yıl sonra yeniden seçime gidileceğini açıkça ifade etmesi, adaylığına şeffaf bir boyut kazandırıyor. Yıldırım’a göre şampiyonluk hedefi yalnızca sportif bir motivasyon değil; kulübün kurumsal ve finansal açıdan sağlıklı bir zemine oturması için de zorunlu bir adım niteliği taşıyor.
Ali Koç ile Mayıs görüşmesinin perde arkası
Yıldırım, eski başkan Ali Koç ile Mayıs 2025’te gerçekleştirdiği görüşmenin ayrıntılarını da kamuoyuyla paylaştı. Açıklamalarından anlaşıldığına göre, Yüksek Divan Kurulu Başkanı Şekip Mosturoğlu’nun da hazır bulunduğu dört kişilik bir toplantı yapıldı. Yıldırım, o görüşmede Koç’a seçimin Eylül’e bırakılmaması yönünde uyarıda bulunduğunu belirtti:
“Mayıs ayında Ali Koç bana geldi. Yanında Hulusi Belgü vardı. Ben de Yüksek Divan Kurulu Başkanı Şekip Beyi davet ettim. Dörtlü toplantı yaptık. Kendisine, ‘Haziran ayında seçim yapalım eylüle bırakma’ dedim. ‘Eylüle bırakırsan bu kulübe zarar verir. Hem sen seçilirsen zararlı hem genel kulüp zararlı. Seçim için kamuoyuna de ki; Ben 1 yıl daha görevde kalmak istiyorum. Bana destek verin, eğer başarılı olamazsam bırakırım. Başkan adaylarıyla da konuş’ dedim. Onlara da ‘Ben 1 yıl sonra bırakmak istiyorum. Başarılı olursam zaten 2 yıl hakkım var devam ederim’ de dedim. ‘Eğer ikna edemediğin başkan adayı varsa onlarla ben görüşeceğim’ dedim. ‘Tamam, Dubai’ye gideyim geleyim’ dedi. Dubai’ye gitti geldi, bana bir daha uğramadı. Seçimi eylül ayına koydular. Eylüle koyunca camiaya zarar verdi.”
Bu açıklamalar, Fenerbahçe’nin son olağanüstü genel kurul sürecine giden yolda yönetim kademesinde nasıl bir iletişim kopukluğu yaşandığını gözler önüne seriyor. Yıldırım’ın anlatımına göre seçimin Eylül ayına ertelenmesi, hem kulübün günlük işleyişini hem de camiayı olumsuz etkiledi. Haziran 6-7 tarihlerinde gerçekleştirilecek olan olağanüstü seçimli genel kurul, bu erteleme tartışmasının doğrudan bir sonucu olarak değerlendiriliyor.
Transfer planlaması: İki santrfor ve 5-6 oyuncu hedefi
Yıldırım, sportif planlama konusunda da somut bilgiler aktardı. Eski sporculardan oluşan bir “futbol aklı” yapılanması kurduklarını vurgulayan Yıldırım, bu yapıyla hazırlanan raporlara dayanarak transfer gündemini de açıkladı:
“Akşam eve gidince yine bana yazılan raporu okudum. İki tane santrfor alacağız. İki santrforun da isimleri belli. Onlarla ve kulüplerle görüşmeler devam ediyor. Ben yurt dışına gidiyorum. Onların menajerleri gelecek, benimle buluşacaklar, onlarla son konuşmaları yapacağım. Bu isimleri seçimden önce açıklarız. Takım oluşturmamız lazım. Çok yıldız getirdik, bir şey yapmıyor, takım yapacağız. İhtiyaç iki tane golcü alacağız. Onlardan sonra diğer eksik bölgeleri de tamamlayacağız. En fazla 5-6 transfer yapacağız. Mevcut kadrodan göndereceğimiz, gitmek isteyenler olursa veya bizim göndermek istediğimiz olursa bunları çözersek o zaman yeni başka oyunculara da bakabiliriz. İlk hedef 15 Haziran’a kadar, sezon başlangıcına kadar halletmek. İlk defa Fenerbahçe benim olduğum yıllar da dahil bütün oyuncular hazır gelecek. Çünkü bir kısmı Dünya Kupası’na gitmiyor. Söylediğim oyuncularda da öyle bir şansımız var.”
Yıldırım’ın bu sözleri, olası bir başkanlık döneminde izlenecek sportif stratejinin temel hatlarını ortaya koyuyor. Özellikle “çok yıldız getirdik, bir şey yapmıyor” vurgusu dikkat çekici; bu ifadeyle bireysel kaliteden ziyade kolektif bir oyun anlayışının inşa edileceğine işaret ediliyor. Fenerbahçe transferleri bağlamında iki santrfor önceliği, son sezonlarda yaşanan gol sıkıntısına verilen doğrudan bir yanıt olarak öne çıkıyor. Kadro planlamasında ise 5-6 oyunculuk bir tavan belirlenirken aynı zamanda mevcut kadrodan yapılacak çıkışların da süreci şekillendireceği belirtiliyor.
Sezon başlangıcı olarak belirlenen 15 Haziran tarihine kadar tüm transferlerin tamamlanması hedefi, hazırlık dönemini en verimli biçimde kullanma niyetinin somut bir göstergesi. Yıldırım, özellikle hedef oyuncuların önemli bir bölümünün Dünya Kupası’na katılmayacak isimlerden oluşmasını ciddi bir avantaj olarak değerlendiriyor; bu durum, sözleşme müzakerelerini ve fiziksel hazırlık takvimini kolaylaştıracak.
1959 öncesi şampiyonlukların tescil meselesi
Programda Fenerbahçe gündeminin bir diğer önemli başlığı olan 1959 öncesi şampiyonluk tescili konusu da gündeme geldi. Yıldırım, bu hassas meseleye ilişkin tutumunu açık bir dille ortaya koydu:
“Bizim istediğimiz, 1959 yılından önce 19+9 şampiyonluğumuz var diyoruz. Göğsüne de hakkın olanı koyabilirsin. Biz yıldız tescilini, her yıl şampiyonluğu kanıtlayan bir olayı maddi bir yerlerde bağlarsak o zaman problem olur. Bizim şampiyonluğumuzu tescil et diyorsan o kolay. Onların tescil etmesine de gerek yok. Biz zaten tespit edip göndereceğiz kendilerine. Bakın bizim şu kadar şampiyonluğumuz var ister tescil et, ister etme ben buraya yıldızı koydum. Beşiktaş’a 2 tane şampiyonluk ilave ettiler, yayın haklarında şampiyonluk primi alıyor mu? Bunu yaptığınız zaman, tüm şampiyonlukları topladığınız zaman fazla oluyor. 2 tane fazlalık var orada. Parayı alırken o 2 taneyi de ilave ediyorlar.”
Türk futbolunun tarihsel hafızasında uzun süredir çözüme kavuşturulamamış bir mesele olan 1959 öncesi şampiyonluk tescili, özellikle büyük kulüpler arasında hassas bir rekabet noktası olmaya devam ediyor. Yıldırım, bu konuda olası bir resmi tescil sürecini zorunlu görmediğini; kulübün kendi çalışmalarına dayanarak hakkı olduğunu düşündüğü sayıyı formasına yansıtabileceğini vurguluyor. Beşiktaş’ın yayın gelirlerinde ek şampiyonluk primi aldığına yönelik iddia ise tartışmayı yalnızca tarihi ve sembolik boyutun ötesine taşıyarak finansal bir zemine de çekiyor.
Taraftar desteği ve programın sonu
Kahvaltı programının sonunda Aziz Yıldırım’a, İstanbul Kuyumcular Odası yönetimi tarafından plaket takdim edildi. Programın bitişinin ardından binanın önünde toplanan sarı-lacivertli taraftarlar, meşale yakarak ve sloganlar atarak Yıldırım’a destek verdi. Bu görüntüler, adayın taban tarafından nasıl karşılandığını somut biçimde gözler önüne serdi.
Yıldırım’ın İstanbul Kuyumcular Odası’ndan başlayarak sürdürdüğü seçim turları, farklı kesimlerden destek toplamaya yönelik geniş tabanlı bir kampanya stratejisinin parçası olarak değerlendiriliyor. Fenerbahçe olağanüstü genel kurulu öncesinde haftalara sığdırılan bu yoğun temas programı, seçim atmosferinin giderek ısındığına işaret ediyor. 6-7 Haziran toplantısına kısa bir süre kalan bu dönemde açıklanan transfer planları ve yönetim vizyonu, delegelerin karar sürecini doğrudan etkileyecek unsurlar arasında yer alıyor.
