Göztepe, 2 aydır evinde kazanamıyor

Trendyol Süper Lig'in flaş ekiplerinden Göztepe, sezona damga vuran etkileyici başlangıcının ardından adeta bir iç saha sendromu yaşıyor. Gürsel Aksel Stadyumu'nda son 5 maçtır galibiyet yüzü göremeyen İzmir temsilcisi, Avrupa kupaları hedefinden uzaklaşır…

Trendyol Süper Lig'in flaş ekiplerinden Göztepe, sezona damga vuran etkileyici başlangıcının ardından adeta bir iç saha sendromu yaşıyor

blank
Paylaş

Trendyol Süper Lig’in flaş ekiplerinden Göztepe, sezona damga vuran etkileyici başlangıcının ardından adeta bir iç saha sendromu yaşıyor. Gürsel Aksel Stadyumu’nda son 5 maçtır galibiyet yüzü göremeyen İzmir temsilcisi, Avrupa kupaları hedefinden uzaklaşırken ciddi bir taktiksel ve mental tıkanıklıkla karşı karşıya.

Gürsel aksel stadyumu’nda kaybolan büyü ve iç saha psikolojisi

Modern futbolda iç saha avantajı, sadece taraftarın yarattığı desibel seviyesiyle değil; aynı zamanda takımın kendi sahasında hissettiği psikolojik üstünlük (psychological dominance) ve rakiplere aşılanan korkuyla ölçülür. Trendyol Süper Lig‘in en ateşli taraftar gruplarından birine sahip olan Göztepe, sezonun ilk bölümünde Gürsel Aksel Stadyumu’nu rakipler için adeta çıkılmaz bir kaleye (fortress) dönüştürmüştü. Ancak son iki aylık periyotta yaşananlar, futbolda rüzgarın ne kadar hızlı tersine dönebileceğinin en net kanıtıdır. Evinde oynadığı son 5 maçta galibiyet sevinci yaşayamayan sarı-kırmızılı ekip, taraftarının o itici gücünü (driving force) sahaya yansıtmakta zorlanırken; iç sahada kazanma zorunluluğu, oyuncular üzerinde ciddi bir mental baskıya (performance anxiety) dönüşmüş durumdadır.

İki hafta önce Gençlerbirliği deplasmanında alınan kritik galibiyet, takımın üzerindeki ölü toprağını atması beklenirken, evdeki Kasımpaşa maçında alınan 3-3’lük beraberlik iç sahadaki kronikleşen sorunun çözülemediğini göstermiştir. Futbolda taraftar baskısı, işler iyi giderken yorgun bacaklara ekstra bir ciğer sağlarken; galibiyet hasretinin uzadığı ve skorun gelmediği anlarda oyuncuların ayaklarını bağlayan, basit pas hatalarına ve panik haline neden olan çift keskinli bir kılıca dönüşmektedir. Göztepe‘nin Gürsel Aksel’deki bu 5 maçlık galibiyet hasreti, sadece taktiksel bir zafiyet değil, aynı zamanda aşılması gereken çok ciddi bir psikolojik bariyerdir.

Taktiksel tıkanıklık ve bozulan savunma-hücum dengesi

Bir futbol takımının form grafiğini analiz ederken, yenilen ve atılan gollerin maçlara göre dağılımı (goal distribution) teknik heyetin saha içi organizasyonlarındaki değişimi okumak adına hayati veriler sunar. Göztepe‘nin iç sahadaki 5 maçlık kazanamama serisine bakıldığında, takımın taktiksel karakterinde belirgin bir “gel-git” yaşandığı göze çarpmaktadır. Serinin başladığı Kayserispor ve Eyüpspor karşılaşmalarında 0-0’lık beraberlikler alınmış, takım kalesini gole kapatmayı (clean sheet) başarsa da hücum yollarında tam bir kısırlık (offensive sterility) yaşamıştır. Rakip savunmayı açamayan, üçüncü bölgede (hücum bölgesi) yaratıcılıktan uzak kalan İzmir ekibi, katı savunma bloklarına karşı “A planı”nın işlemediğini görmüştür.

Bu hücum kısırlığını aşmak adına alınan riskler ise, takımın en güçlü yanı olan savunma güvenliğinin (defensive solidity) iflas etmesine yol açmıştır. Alanyaspor ile 2-2 berabere kalınan, ardından Galatasaray’a 3-1 kaybedilen ve son olarak Kasımpaşa ile 3-3’lük bir düelloya sahne olan maçlar; takımın hücumda üretkenleşirken geride bıraktığı devasa boşlukların (open spaces) rakipler tarafından acımasızca cezalandırıldığını göstermektedir. Bu 5 maçlık periyotta atılan 6 gole karşılık kalede görülen 8 gol, teknik heyetin hücum ve savunma arasındaki o hassas dengeyi (team balance) tamamen kaybettiğinin istatistiksel yansımasıdır. Kompakt oynamaktan uzaklaşan takım, adeta bir “geçiş oyunu” (transition game) kurbanı olmuştur.

Avrupa potasından uzaklaşmanın getirdiği mental tahribat

Sezona flaş bir giriş yaparak ligin zirve yarışına tutunan ve hedefini doğrudan Avrupa kupaları olarak belirleyen Göztepe için, son haftalarda yaşanan puan kayıplarının faturası sıralamada ağır olmuştur. Puan tablosunda 6. sıraya kadar gerileyen sarı-kırmızılılar, üst sıralardaki takımların (Galatasaray, Fenerbahçe, Trabzonspor, Beşiktaş) hata affetmeyen temposuna ayak uyduramamıştır. Futbolda hedeften uzaklaşmak, oyuncu grubunun motivasyonunu ve sezon içindeki adanmışlığını (dedication) doğrudan etkileyen bir unsurdur.

Avrupa kupalarına katılmak, bir Anadolu veya şehir kulübü için sadece sportif bir prestij değil; aynı zamanda devasa bir yayın geliri, uluslararası görünürlük ve oyuncu pazarlamak için eşsiz bir vitrindir. İç sahada kaybedilen bu kritik 13 puan (5 maçta alınabilecek 15 puanın sadece 4’ü toplanabildi), Avrupa biletinin adeta rakiplere hediye edilmesi anlamına gelmektedir. Teknik heyetin önündeki en büyük görev, oyuncu grubunu bu mental çöküşten hızla çıkararak, ligin henüz bitmediğine ve 6. sıradan yeniden yukarıya tırmanmanın mümkün olduğuna inandırmaktır.

Kalan iç saha finalleri: antalyaspor ve gaziantep fk maçları

Ligin boyu kısalırken, telafisi olmayan haftalara girilmiş durumdadır. Göztepe‘nin sezonun kalan bölümünde kendi taraftarı önünde oynayacağı sadece 2 maç bulunmaktadır. 25 Nisan Cumartesi günü ağırlanacak Antalyaspor ve sezonun son iç saha sınavı olan Gaziantep FK müsabakaları, İzmir ekibi için birer “prestij ve diriliş” finalidir. Bu maçların kazanılması, sadece matematiksel olarak Avrupa hedefini son saniyeye kadar kovalama umudunu canlı tutmayacak; aynı zamanda 2 aydır boynu bükük stadyumdan ayrılan o cefakar taraftarla yeniden barışılmasını ve takım-taraftar bütünleşmesinin (synergy) yeniden sağlanmasını garantileyecektir.

Bu iki kritik virajda teknik heyetin, Kasımpaşa ve Galatasaray maçlarında yapılan bireysel savunma hatalarını minimize etmesi, orta sahada direnci artırması ve iç saha coşkusunu akılcı bir taktiksel plana oturtması gerekmektedir. Taraftarın desteğini panik havasından çıkarıp yeniden o boğucu “Göztepe baskısına” dönüştürebilen bir takım, Gürsel Aksel Stadyumu’nun o eski yenilmez kimliğine tekrar kavuşabilir. Avrupa yolunda artık hata payının sıfıra indiği bu eşikte, sarı-kırmızılı oyuncuların sahaya koyacağı karakter, sezonun genel özetini belirleyecektir.

 

 

blank

Ertuğrul Sağlam: “Artık iki takımlı şampiyonluk yarışı izlemeyelim”

Prev
blank

Fenerbahçe Başkan Vekili Murat Salar: “Yolun sonu şampiyonluk olsun”

Sonraki
Updates, No Noise
Updates, No Noise
Updates, No Noise
Stay in the Loop
Updates, No Noise
Moments and insights — shared with care.
Faizsiz Ev & Araba